
Buluşma sofrası
Nimetin paylaşıldığı, misafirin ağırlandığı sofra. Ekmek bölüşülür, gelen kim olursa olsun yerini bulur.

Ebû’l-Hasan Harakânî’nin insanı merkeze alan irfanını bugüne taşıyan, her yıl yeniden kurulan bir buluşma ve paylaşma sofrası.
“Her kim bu kapıya gelirse ekmeğini verin, inancını sormayın.”

Harakânî Sofrası
İnsanı kimliğine, inancına veya geldiği yere göre ayırmadan karşılamak, ekmeği paylaşmak, gönle dokunmak ve muhabbeti çoğaltmak bu sofranın temel anlayışıdır.
Anadolu’nun kadim sofra kültüründe ekmek; nimetin, bereketin, emeğin ve paylaşmanın ifadesidir. Bu sofrada ona bir anlam daha eklenir: insanı olduğu gibi kabul etmek.
Gelenin kim olduğunu sormadan karşılamak, insana yer açmak ve aynı sofrada buluşabilmek. Kapı hiç kilitlenmez; muhabbete, paylaşıma ve kardeşliğe açılır.
Birlik
Farklı hayatların ve farklı hikâyelerin bir arada durabilmesidir.
Civanmertlik
Cömertliği, kardeşliği ve başkasını gözetmeyi esas alan bir ahlâk anlayışıdır.
Sevgi
İnsanı insana yaklaştırır ve bu yakınlığı hayata taşır.
Sofra, medeniyetimizde yalnızca yemek yenilen bir yer değildir. Misafirin ağırlandığı, nimetin paylaşıldığı, sözün dinlendiği, gönüllerin birbirine açıldığı yerdir.

Nimetin paylaşıldığı, misafirin ağırlandığı sofra. Ekmek bölüşülür, gelen kim olursa olsun yerini bulur.

Bilginin ve sözün paylaşıldığı sofra. Söz dinlenir, irfan yeni nesillerle buluşur.
İkisinde de kapı açıktır, yer herkes için vardır.

Bazı değerler zamanla eskimez.
Harakânî Sofrası, bu mirası her yıl yeni nesillerle buluştururken Anadolu’nun sofra ve paylaşma kültürünü de geleceğe taşımayı hedefler.
Kars · Haziran 2027
Kayıt ol